$ DOLAR → Alış: 4,80 / Satış: 4,82
€ EURO → Alış: 5,59 / Satış: 5,61

Onur Çetin’den Açıklamalar (Röportaj)

Bu sezon ilk kez Marmara Basketbol Ligi’nde mücadele eden CSKA Moskova Türkiye’den Onur Çetin sorularımızı yanıtladı.

Onur Çetin’den Açıklamalar (Röportaj)
  • 03.01.2018
CSKA TÜRKİYE ORGANİZASYONU

Özel liglerin maç oynama konusunda önemli bir yeri olduğuna değinen Onur Çetin aynı zamanda Türk basketboluyla ilgili olarak birçok konuda görüşlerini dile getirdi.

 

-Merhaba öncelikle bize biraz kendinizi tanıtabilir misiniz?

1980 Edirne doğumluyum, evliyim ve 3,5 yaşında Mira isminde bir kızım var. Yıldız Teknik Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü mezunuyum. 1998 yılında antrenörlük kartımı alarak, o tarihten itibaren antrenörlük hayatıma devam ediyorum.

 

-Basketbolla nasıl tanıştınız ve antrenörlüğe başlamanız nasıl oldu?

Basketbola Edirne’de başladım. Küçük yaşlarda okul takımında oynadıktan sonra Edirne DSİ Spor Kulübü’nde Yıldız Takım’a kadar oynadım. 15 yaşında Beşiktaş Spor Kulübü’ne transfer oldum. Beşiktaş’ta Yıldız ve Genç Takımlarda oynadıktan sonra son senemde FMV Işık Spor Kulübü’ne geçtim ve 1998 yılında kulübün kurucusu ve değerli hocam Önder SEDEN’ in desteği ve o seneki antrenörüm Metin AĞIRBAŞOĞLU’ nun önerisiyle antrenörlük hayatıma burada başladım. 15 sezon aralıksız bu kulübün her kategorisinde görev aldım. Antrenörlüğe başladığım yıldan bu yana her sezon Başantrenörlük yapmam, deneyimlerin çoğunu burada daha çabuk kazanmamı sağladı. 2007 yılında Genç Milli Takım Asistan Koçu olarak Milli Takım kariyerim de başlamış oldu. Yıldız Genç ve Ümit takımlarında asistan koçluk, U14, U15, U16, U17 ve U18 kategorilerinde Baş antrenörlük ve 2015 sezonunda A Milli Takım Asistan Koçluğu yaptım.

 

-Şu an hem TBF, hem de özel liglerde sezon devam ediyor. Kulüp olarak geride bıraktığınız süreçte gösterdiğiniz performansla ilgili neler söylemek istersiniz?

CSKA Moskova Türkiye Organizasyonu olarak biz yeni kurulan bir organizasyonuz. Henüz kulüp takımlarımızı tam oluşturmadık. Bu bağlamda da gösterdiğimiz performans ve sezon değerlendirmesinden daha önemli olan, CSKA Organizasyonu olarak biz neler yapıyoruz ve hedeflerimizden bahsetmemiz daha doğru olur diye düşünüyorum. Bu sezon bambaşka bir yatırım ve vizyonla basketbolun içine girmiş bulunuyoruz. Şu anda 15 kampüste basketbol ana branş olmak üzere, ritmik jimnastik, temel jimnastik ve voleybol spor okulları yapmaktayız. Bu sezon henüz dördüncü ayımızı doldurmamıza rağmen yaklaşık 1200 sporcuya hizmet veriyoruz. Bu sayının giderek artması, önümüzdeki yıllarda yapacağımız hedefler içinde bir yol göstermiş oluyor. CSKA Organizasyonu olarak oluşturduğumuz bu basketbolcu havuzunda iddialı yarışmacı takımlar yaratmak ve Türk Basketbolu’nun en önemli organizasyonlarından biri haline gelmek istiyoruz. Kulüp bünyemizde belki de altyapı kulüpleri arasındaki en tecrübeli antrenör kadrosuna sahip olmamız ve bu tecrübelerin birleşmesi hedeflerimize kısa sürede ulaşmamızı sağlayacaktır. Basketbol Direktörlüğü’nü benim yaptığım, Genel Koordinatörümüz Güven ÖNER, altyapıların en tecrübeli ve kariyerli antrenörlerinden Erdal ERDİNÇ yönetiminde spor okulu – kulüp yapısını en farklı uygulayan organizasyonunu kurduk ve geliştiriyoruz.

 

-Basketbol okulları sizce altyapılar için ne kadar önemli? Çalışmaların ne kadar verimli olduğunu düşünüyorsunuz? Ayrıca sizin bu konudaki çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

Basketbol okulları tabii ki basketbolun temellerinden birini oluşturuyor çünkü ufak yaşlarda spor kulüplerinin altyapısının olmaması, özellikle minik sporcuların spor okullarına dahil olması ve buralardan kulüplere geçmesini sağlıyor tabii ki spor okullarının deneyimli antrenör çalıştırabilmesi bu çocukların gelişimi için daha önemli fakat Türkiye’deki şartlarda böyle bir durumun oluşması da oldukça zordur. Genelde spor okulları genç antrenör adaylarının çalıştığı bir organizasyon olarak göze çarpıyor. Ben de tabii ki işin yönetici ve antrenör kısmında görev aldığım için, bu işin zorluklarını oldukça iyi biliyorum. Bu işin çözümünün de organizasyonunun başındaki deneyimli antrenörlerin mutlaka genç antrenörleri eğitici ve geliştirici programlar uygulaması gerekir. Biz kendi kulübümüzde bu konuda 15 günde bir seminer yaparak, genç antrenörler ile bilgi paylaşımında bulunuyoruz. Spor okullarının esas amacının temel teknik hareketlerinin doğru öğretilmesi ve en önemlisi bu sporu seven, mutlu ve özgüvenli bireyler olması amaçlanmaktadır. Bizde kendi spor okullarımızda planlı programlı bir sistematikle hareket ediyoruz, örneğin biz de yaklaşık 30 tane basketbol antrenörü görev alıyor ve 15 günde bir yaptığımız seminerlerle kendi antrenörlerimiz de fikir alışverişi yaparak yeni programlardan bahsederek neler çalışacağımızla ilgili beyin fırtınası yaparak bir merkezden idare edilmesini ve ortak bir çalışma yapılmasını sağlıyoruz. Her hafta değişen istasyon programlarımız var, çocukların temel teknik becerilerini geliştirecek ve antrenman süresinin büyük bir bölümünde top ile daha fazla oynadığı, daha fazla atış ve bitiriş yaptığı bir program. Her salonumuzda bu programları uyguluyoruz. Genellikle altı yaş öncesi çocuklarda çok fazla basketbol eğitimi yoktur. Biz de biraz jimnastikten yola çıkarak 4-6 yaş arası çocuklara bir mini basketbol programı uyguladık. Bu basketbol programının amacı sadece basketbol öğretmek değil, denge, vücut koordinasyonu ve esnekliğin ön planda olduğu , mini toplar ve mini potalar ile basketbol branşını sevdiren ve tanıştıran bir program. Şu anda da 200’e yakın mini basketbol sporcumuz var ve bu organizasyonu da geliştirerek devam ediyoruz.

 

-Özel liglerin oyuncu gelişimi açısından önemli bir yeri var. Bu bağlamda Marmara Basketbol Ligi’nin yerini nasıl görüyorsunuz?

Marmara Basketbol Ligi bir süredir takip ettiğim bir lig, bu organizasyonda çalışmaya başladıktan sonra daha iyi gözlemleme fırsatı buldum ve oldukça profesyonel olduğunu düşünüyorum. Genel olarak birçok sporcu, antrenör ve veli, sporcunun maç yaparak daha kolay gelişim sağlayacağını düşünür ancak bu maçların ufak yaş grupları için eğlenceden öteye geçmemesi çok önemlidir. Özellikle bu anlamda basketbolda, altyapıya en çok zarar veren durumlardan biri erken rekabet ortamının yaratılmasıdır. Özellikle özel liglerde oynanan maçların çoğu spor okulu organizasyonu takımları olduğu için birçok genç antrenör çocuk psikolojisini bir kenara bırakarak antrenörlük yaptığını gözlemledim. Bu örnekler çok olmasa da organizasyonlara gölge düşürdüğünü düşünüyorum. Bunların kurallar ile belirlenmesinden daha önemli olan antrenörler arası saygının ve etik kuralların bilinçli kullanılmasıdır. Bu konuda benim fikrim 12 yaşa kadar skorun çok fazla ön planda olmadığı tamamen çocukların mental ve fiziksel gelişimleri göz önüne alınıp işi daha keyifli ve eğlenceli hale getirmek gerekir. Ergenlik ile beraber rekabet duygusunun biraz daha ön planda olduğu organizasyonlara yarar var diye düşünüyorum. İstanbul gibi 20 milyon insanın yaşadığı yüzlerce spor kulübünün olduğu bir şehirde tabi ki çocuklara çok maç oynatmak çok kolay bir iş değil bu anlamda özel liglerin çok büyük bir açığı da kapadığını düşünüyorum.

 

“İYİ OYUNCU YABANCI SINIRSIZ OLSA DA OYNAR”

-Türk sporunda genel olarak bir yabancı oyuncu tartışması var. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz? Mevcut yabancı oyuncu kuralı değişmeli mi?

Yabancı oyuncu kuralı başlı başına bir tartışma konusu, yıllardır yabancı kuralı tartışılır şu olsun, beş mi olsun, dört mü olsun, 3+2 mi olsun, bunlardan daha önemlisi bence Türk oyuncuların nasıl bu rekabetin içine dahil olabilmelerini sağlamak. Bence federasyon bununla ilgili gerekli adımları atmaya başladı şu anda gelişim Ligi kurarak eski ümit takım sistemini getirmeye çalışıyorlar ve bence uygulamada başarı olacakları düşünüyorum çünkü basketboldaki en büyük problem 18 – 22 yaş yani Amerika’daki kolej yaşının Türkiye’de bir karşılığı olmaması. Aslında yabancı kuralı bu sistemlerin hepsi ile doğru orantılı hiçbir oyuncu çıkıp 18 yaşında çok süre alamaz hatta kadroya dahi giremez, fiziksel ve mental olarak hazır olmadığın bir dönem. Bu yaş arasında oynayarak geçirmen gerekiyor. Çifte lisans kuralı pilot takımlar geçici bir çözüm gibi gözükse de kendinden yaşça büyük ve tecrübeli oyuncular ile oynadığın için liderlik özelliklerin gelişimi zayıf kalıyor. Bunun içinde ümitler liginin veya gelişim liginin olması çok önemli. 22 yaşından sonra yaptığın yüksek kontrat nedeni ile oynayacağın veya oynaman gereken başka takıma geçmiyorsun ve paramı alayım oynamasam da olur düşüncesi birçok oyuncuda var. Hatta yurt dışına çıkıp oynayabilecekleri birçok lig var ve kontratları burada çok yüksek olduğu için onu da tercih eden az. Şunu demek istiyorum iyi oyuncu yabancı kuralı sınırsız olsa da sınırlı olsa da oynayabilir. Benim fikrim 4+1 olabilir böylelikle en azından bir 40 dakikayı en potansiyel iki Türk oyuncuna bölüştürebilirsin.

 

-Altyapı milli takımlarında da görev yaptınız. Çok iyi jenerasyonlara sahip olmamıza rağmen A Takım seviyesine geçişte rakiplerinin gerisinde kaldılar. Oyuncuların üst seviyeye geçerken yaşadığı temel sıkıntılar neler?

Aslında bu soru üstte cevapladığım konu ile birebir doğru orantılı. Altyapı milli takımlarında her kategoride son on yılda çok büyük başarılar elde ettik. Bu hem sonuç olarak hem de A milli takıma oyuncu kazandırarak oldu. Altyapı milli takımlarının en önemli görevi ülkemizde ki en yetenekli ve ileriye dönük oyuncuları seçip, onları uluslararası arenada rekabete sokarak yıldız basketbolcu olabilme özelliklerini kazandırmak ve A milli takıma oyuncu yetiştirmek olmalıdır. Ancak yine geldiğimiz nokta 18- 22 yaş arası basketbolcuların nasıl oynayacağı nerede oynayacağı. Biz bu aşamaya geçersek daha iyi oyuncu çıkartacağımızı düşünüyorum Avrupa’da bence en eksik kaldığımız noktalardan biri tamamen fiziksel gelişim. Avrupa da ekol olmuş birçok ülke artık bu konuya çok yatırım yapıyor. Özellikle kuvvet çalışmaları konusunda biz yeterli yatırımı yapamıyoruz. Birçok önemli altyapı kulübünde son bir iki seneye kadar kondisyoner dahi bulunmuyordu. Bu fiziksel farklılık bizim sporcuların A takıma geçişlerini de etkiledi. Fiziksel gelişim tabii ki yatırım ile olur sporcu önce kendine yatırım yapmalı ve kulüp yatırımları ile bir noktaya gelmeli.

 

-Bu sezon Basketbol Gençler Ligi uygulaması başladı. Bu organizasyonla ilgili neler söylemek istersiniz? Takip etme fırsatınız oluyor mu?

Bu sezon yoğunluğumdan dolayı açıkçası çok fazla takip etme imkanı bulamadım 3,4 tane maç izleyebildim ama organizasyonun çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Antrenörü ile oyuncusu ile yukarıda bahsettiğimiz sistem içinde, yani genç sporcuların oynayabilecekleri gerçek bir lig olduğunu düşünüyorum. Deplasmanlı olması bence olayın oyuncu yetiştirme boyutunda daha verimli oluyor. Seyirci altında, baskı altında da oynamayı da öğreniyorlar. Yeni federasyonun en önemli uygulamalarından biri olduğunu düşünüyorum. Ümitler liginin de kurulması ile birlikte önümüzdeki yıllarda faydalarını görmeye başlayacağımızı düşünüyorum.

 

“KENDİNİ SÜREKLİ YENİLEMEN GEREK”

-Genelde oyuncuların kendilerini geliştirmedikleri söylenir. Fakat siz bir antrenör olarak Türkiye’deki antrenörlerin de kendilerine yeterli yatırımı yaptığını düşünüyor musunuz? Antrenörler kendilerini geliştirmek adına neler yapmalı?

Antrenörlük çok enteresan bir meslek. Kendine sürekli yatırım yapman gereken, sürekli global basketbolu takip etmen ve kendini yenilemen gereken bir meslek. Bu işi bizler gibi profesyonel düşünen hemen hemen her fedakarlığı yapan bu işe ilk etapta para kazanmak için değil bu işi öğrenmek için yola çıkan antrenörlerin sayısının azaldığını düşünüyorum. Şu anda spor okul organizasyonlarının artması basketbol antrenörü olmak isteyen bir çok antrenör adayının başlangıç noktası. Şimdi antrenörlükteki yol ayrımı böyle başlıyor. Örneğin genç bir antrenör iyi bir koçun yanında asistanlık yapıp çok düşük paralar kazanıp ve hayatının çok büyük bir bölümünü bu işe adamayı uzun bir yol olarak görüyor ve kısa yoldan Spor okulu organizasyonlarında kalıcı olup daha rahat maddi gelirini elde etmek istiyor. Ben bunu bir eleştiri olarak söylemiyorum tabi ki özellikle İstanbul’da antrenörlük yapmanın zorlukları, bu mesleğin kendi camiası içindeki sıkıntıları düşünüldüğünde, bu seçimi yanlış veya doğru olarak değerlendiremem. Ama şunu belirtmek isterim ki antrenör olmak için bu işe gönül vermek yeterli değil bir oyuncudan daha fazla çalışıp, daha fazla maç izleyip, daha fazla seminere gidip ve bu işte başarılı olmuş insanların yanında bu işi öğrenmeniz gerekir çünkü antrenörlük usta çırak ilişkisidir.

 

-Altyapı statüleri ile ilgili düşünceleriniz öğrenebilir miyim? Eksik ya da hatalı noktalar sizce neler?

Benim altyapı antrenörlüğü yaptığım dönemdeki bir sezonun statüsünün oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum. İstanbul’daki en iyi 16 takım kendi arasında Çift devre lig usulü oynadığı statü bence gelmiş geçmiş en iyi altyapı statülerinden biriydi. O sezon oynanan maç kalitesi, arkasından play-off o sezon ki kaliteyi oldukça arttırmıştı. Yeni uygulamalar da kategorilerin ayrılması bence oldukça iyi oldu fakat bu durumda da kategorilerin artması kaliteli antrenör sıkıntısını da beraber getirdi. Ancak üç sayının kaldırılması kuralının çok doğru olduğunu düşünmüyorum, sporcuların gelişimi için de doğru bir uygulama olduğunu düşünmüyorum. Kurallardan bahsetmek gerekirse özellikle küçük yaşta zone yapılması, zone pres yapılması, gömülü savunma ve bu tip bir çok uygulamanın kurala dökülmesi gerekli, ancak en önemli şey antrenörler arası etik kuralların oluşturulmasıdır.

 

Ben de dahil olmak üzere bizim aklımız pratikliğe çalışır, kestirmeden çözüm bulmaya çalışır biz konulan kuralları nasıl bozabiliriz nasıl açık bulabiliriz sadece bunlara kafa yormamalıyız. Özellikle spor okul organizasyonları içinde ve altyapıda izlediğim birçok maçta buna benzer örneklerle karşılaştım . Daha bir ay öncesine kadar bir spor okulu maçında bir antrenör arkadaşımız 2007 doğumlu takımına tam saha press yasak olduğu için yarı saha 1-2-2 zone press çalıştırmış bizim basketbola yeni başlayan ücretli spor okuluna gelen takımımıza bu pressi uyguluyor. bunu bir marifetmiş gibi velilerine şov yaparak uyguluyor. bu yaş grubunun özellikle bu liglerde yukarıda bahsettiğim gibi büyük hırslardan uzak ve etik kurallar ile oynanması gerekir.

 

-Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Sizler gibi işini iyi yapan sportif organizasyonların ve turnuvaların artması Türk basketbolu için de çok önemli. Bu güzel röportaj için size teşekkür ederim.

Fenerbahçe’ye Bjelica Şoku!
Fenerbahçe'ye ilgilendiği eski oyuncusundan şok haber geldi.
Banvit’e Bir Yabancı Daha
Banvit bir yabancı transferi daha yaptı.
Bahçeşehir’e İspanyol Guard
Bahçeşehir Koleji önemli bir transfer yaptı.
Karşıyaka’dan Doğru Seçim
Pınar Karşıyaka flaş bir hamle yaptı.
Fenerbahçe’ye NBA’den Oyuncu
Fenerbahçe'ye NBA'den bir transfer geldi.
Banvit’in Yeni Koçu Açıklandı
Kadrosunu büyük oranda kuran Banvit koçunu da belirledi.
Efes’in Yapamadığını Panathinaikos Yaptı
Önemli skorer Avrupa'ya döndü.
BSL’nin Yeni Ekibine İki Transfer
BSL'nin yeni takımı iki transfer yaptı.
Daçka’da Bir Kötü, Bir İyi Hamle
Cory Jefferson’ı alarak yabancı transferinde olumsuz yöndeki istikrarını bozmayan Darüşşafaka bir genç isminin sözleşmesini ise 2 yıl daha uzattı. Yabancı...
1 Ay Önce Yazmıştık: Bursaspor Süper Lige
Sitemizin 17 Haziran 2018 tarihinde yazdığı ‘Bursaspor Süper Lige mi?’ şeklindeki haber gerçek olabilir. Eskişehir Basketbol’un ardından Trabzonspor da ülkemizde...
Uyanın: Basketbolumuz Batıyor (Özel)
Türk Basketbolu adeta kan ağlıyor.
Anadolu Efes’e Akıl-Sır Ermiyor
Anadolu Efes kötü transferlerine bir yenisini ekledi.
Rakiplerimiz Belli Oldu (Şampiyonlar Ligi)
Temsilcilerimizin rakipleri belli oldu.
Eski Beşiktaşlı Tofaş’ta
Beşiktaş'tan ayrılan oyuncu Türkiye'de kaldı.
Fenerbahçe ve Efes’e Şok Haber: O İsim İsrail’de
Fenerbahçe ve Anadolu Efes'in gözdesi isim İsrail'e transfer oldu.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ